''onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
halbuki,
biz sussak, tarih susmayacak..
tarih sussa, hakikat susmayacak.
onlar sanıyorlar ki,
bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
halbuki,
bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar,
vicdan azabından kurtulsalar,
tarihin azabından kurtulamayacaklar.
tarihin azabından kurtulsalar, tanrı'nın gazabından kurtulamayacaklar.''
Sezai Karakoç
20 Nisan 2016 Çarşamba
Utanç
soğuk bir tül örtüyorlar yüzümüze,
sanki ölmek için beyaz bir uykusuzluk;
belki utanmasak bizi bırakacaklar,
terliyoruz, tırnaklarımdan damlıyor kan
onun üstüne,
soğuk bir tül örtüyorlar üstümüze.
hangi odaya saklansak şimdi onlar,
hangi sokaklara çıksak ölüm;
girildikçe biten sevişmemiz onlar yüzünden,
ne zaman boynuna uzansam ölüm kokuyor
yalnızlıktan, o yalnızlık,
kelimesi artık şiirde unutulan.
Ülkü Tamer
soğuk bir tül örtüyorlar yüzümüze,
sanki ölmek için beyaz bir uykusuzluk;
belki utanmasak bizi bırakacaklar,
terliyoruz, tırnaklarımdan damlıyor kan
onun üstüne,
soğuk bir tül örtüyorlar üstümüze.
hangi odaya saklansak şimdi onlar,
hangi sokaklara çıksak ölüm;
girildikçe biten sevişmemiz onlar yüzünden,
ne zaman boynuna uzansam ölüm kokuyor
yalnızlıktan, o yalnızlık,
kelimesi artık şiirde unutulan.
Ülkü Tamer
Sen yağmurlu günlere yakışırsın
Yollar çeker, uzak dağlar çeker, uzak evler
Islanan yapraklar gibi yüzün ışır
Işırsa beni unutma
Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
Bir yer sızlar, yanar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürse beni unutma
Yeni dostlar, yeni rüzgarlar gelir geçer
Yosun muydum, kaya mıydım nasıl unuttular
Kahredersin başın önüne düşer
Düşerse beni unutma
Gülten Akın
Yollar çeker, uzak dağlar çeker, uzak evler
Islanan yapraklar gibi yüzün ışır
Işırsa beni unutma
Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
Bir yer sızlar, yanar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürse beni unutma
Yeni dostlar, yeni rüzgarlar gelir geçer
Yosun muydum, kaya mıydım nasıl unuttular
Kahredersin başın önüne düşer
Düşerse beni unutma
Gülten Akın
11 Nisan 2016 Pazartesi
Kuşlu Gazel
Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım
Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım
Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın
Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım
Esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim
Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım
Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın
Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım
Kim sürmüş Altıok Metin dünyanın sefasını
Kirletilmiş bir zamanı yürürken adım adım
Metin Altıok
Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım
Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım
Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın
Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım
Esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim
Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım
Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın
Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım
Kim sürmüş Altıok Metin dünyanın sefasını
Kirletilmiş bir zamanı yürürken adım adım
Metin Altıok
18 Mart 2016 Cuma
Artık şiir yazmıyorum,
Kitapları bıraktım bir kenara,
Hurafeler sarıyor duygularımı,
Kıskanmanın ne demek olduğunu anlıyorum,
Kendinle mücadelenin zorluğunu öğreniyorum.
Birken iki olmayı, iki olup bir olabilmeyi
düşlüyorum,
Ustalardan dersler dinliyorum,
Tek vazgeçemediğim türküler, bir de sigara.
Yemek zor gelmeye başladı, gülmek zoraki bir
eylem,
Uykuyu küstürdüm, gecenin bir yarısı uyanmalar
başladı,
Uyanıklık dediysem, sarhoş misali.
Aynalar sinir sebebi,
Duvarlar kavga edilecek düşmanlar gibi,
Ne yere, ne göğe sığabiliyorum.
Geriye bir deniz kaldı,
Hayırlısı...
13 Ocak 2014 Pazartesi
Rubailer
| Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz İki başımız var, bir bedenimiz Ne kadar dönersem döneyim çevrende Er geç başbaşa verecek değil miyiz? Kim demiş haram bilmez Hayyam Ben haramla helali karıştırmam Senle içilen şarap helaldir Sensiz içilen su bile haram Ne sen sensin, Ne de ben ben, Ha sen sensin. Ha ben ben, Hem sen sensin, Hem de ben ben. Kim Söyler misin? Nedir? O sen, ben. |
25 Haziran 2013 Salı
Doğum
Anası bir oğlancık doğurdu bana;
kaşsız, sarı bir oğlan,
masmavi kundağında yatan
bir nur topu, üç kilo ağırlığında.
Benim oğlan
dünyaya geldiği zaman,
çocuklar doğdu Korede,
sarı ay çiçeğine benziyorlardı.
Makartır kesti onları,
gittiler ana sütüne bile doymadan
Benim oğlan
dünyaya geldiği zaman,
çocuklar doğdu Yunan zindanlarında,
babaları kurşuna dizilmiş.
Bu dünyada ilk görülecek şey diye
demir parmaklığı gördüler.
Benim oğlan
dünyaya geldiği zaman
çocuklar doğdu Anadoluda,
mavi gözlü, kara gözlü, elâ gözlü bebeklerdi.
Bitlendiler doðar doğmaz
kim bilir kaçı sağ kalır mucize kabilinden.
Benim oğlan
benim yaşıma bastığı zaman,
ben bu dünyada olmayacağım,
ama harikulâde bir beşik olacak dünya,
siyah,
beyaz,
sarı
bütün çocukları
sallayan
mavi atlas döşekli bir beşik.
Nazım Hikmet
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)