20 Nisan 2016 Çarşamba

''onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
halbuki,
biz sussak, tarih susmayacak..
tarih sussa, hakikat susmayacak.
onlar sanıyorlar ki,
bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
halbuki,
bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar,
vicdan azabından kurtulsalar,
tarihin azabından kurtulamayacaklar.
tarihin azabından kurtulsalar, tanrı'nın gazabından kurtulamayacaklar.''


Sezai Karakoç
Utanç

soğuk bir tül örtüyorlar yüzümüze, 
sanki ölmek için beyaz bir uykusuzluk; 
belki utanmasak bizi bırakacaklar, 
terliyoruz, tırnaklarımdan damlıyor kan 
onun üstüne, 
soğuk bir tül örtüyorlar üstümüze. 

hangi odaya saklansak şimdi onlar, 
hangi sokaklara çıksak ölüm; 
girildikçe biten sevişmemiz onlar yüzünden, 
ne zaman boynuna uzansam ölüm kokuyor 
yalnızlıktan, o yalnızlık, 
kelimesi artık şiirde unutulan.


Ülkü Tamer
Sen yağmurlu günlere yakışırsın
Yollar çeker, uzak dağlar çeker, uzak evler
Islanan yapraklar gibi yüzün ışır
Işırsa beni unutma

Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
Bir yer sızlar, yanar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürse beni unutma

Yeni dostlar, yeni rüzgarlar gelir geçer
Yosun muydum, kaya mıydım nasıl unuttular
Kahredersin başın önüne düşer
Düşerse beni unutma

Gülten Akın

11 Nisan 2016 Pazartesi

Kuşlu Gazel

Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım
Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım


Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın
Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım


Esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim
Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım


Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın
Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım


Kim sürmüş Altıok Metin dünyanın sefasını
Kirletilmiş bir zamanı yürürken adım adım


Metin Altıok

18 Mart 2016 Cuma

Artık şiir yazmıyorum,
Kitapları bıraktım bir kenara,
Hurafeler sarıyor duygularımı,
Kıskanmanın ne demek olduğunu anlıyorum,
Kendinle mücadelenin zorluğunu öğreniyorum.
Birken iki olmayı, iki olup bir olabilmeyi düşlüyorum,
Ustalardan dersler dinliyorum,
Tek vazgeçemediğim türküler, bir de sigara.
Yemek zor gelmeye başladı, gülmek zoraki bir eylem,
Uykuyu küstürdüm, gecenin bir yarısı uyanmalar başladı,
Uyanıklık dediysem, sarhoş misali.
Aynalar sinir sebebi,
Duvarlar kavga edilecek düşmanlar gibi,
Ne yere, ne göğe sığabiliyorum.
Geriye bir deniz kaldı,

Hayırlısı...

13 Ocak 2014 Pazartesi

Rubailer

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz
İki başımız var, bir bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Er geç başbaşa verecek değil miyiz?

Kim demiş haram bilmez Hayyam
Ben haramla helali karıştırmam
Senle içilen şarap helaldir
Sensiz içilen su bile haram

Ne sen sensin, Ne de ben ben,
Ha sen sensin. Ha ben ben,
Hem sen sensin, Hem de ben ben.
Kim Söyler misin? Nedir? O sen, ben.

25 Haziran 2013 Salı

Doğum


Anası bir oğlancık doğurdu bana;
kaşsız, sarı bir oğlan,
masmavi kundağında yatan
bir nur topu, üç kilo ağırlığında.

Benim oğlan
       dünyaya geldiği zaman,
çocuklar doğdu Korede,
sarı ay çiçeğine benziyorlardı.
Makartır kesti onları,
gittiler ana sütüne bile doymadan
Benim oğlan
            dünyaya geldiği zaman,
çocuklar doğdu Yunan zindanlarında,
babaları kurşuna dizilmiş.
Bu dünyada ilk görülecek şey diye
 demir parmaklığı gördüler.

Benim oğlan 
            dünyaya geldiği zaman
çocuklar doğdu Anadoluda,
mavi gözlü, kara gözlü, elâ gözlü bebeklerdi.
Bitlendiler doðar doğmaz
kim bilir kaçı sağ kalır mucize kabilinden.
Benim oğlan
            benim yaşıma bastığı zaman,
ben bu dünyada olmayacağım,
ama harikulâde bir beşik olacak dünya,
siyah,
       beyaz,
              sarı
bütün çocukları
     sallayan
mavi atlas döşekli bir beşik.

Nazım Hikmet